KIRIK
Yavaştır hayatın anlamı…
Oruç ARUOBA
Derin
bir nefes daha çekti sigarasından. Bırakmalı bunu. Genç yaşımda yaşlandırıyor
beni. Cildimi, sesimi, dişlerimi… Beni yaşlandıran sigara olsa kolay. Atarsın
paketi gidiverir hayatından. Ama dertler öyle mi ya. Gitmesini istediğin başına
bela oluyor da kalsın dediğin gidiveriyor… Okkalı bir küfür savurdu Kemal`in
adı altında tanıdığı tüm erkeklere.
Ellerine
takıldı gözleri. İşaret parmağının kırık tırnağına. O gün de böyle ellerine
kilitlenmişti bakışları. Elleri yaralı bir kuş gibi. Hani uçmak istiyor da
çırpınamıyor bile acıdan. Ölüm fermanını bekler gibi bekliyordu doktorun
karşısında. Yavaş yavaş konuşuyordu doktor. Bütün testler yapıldı. Elde ettiğimiz sonuçları
değerlendirecek olursak fiziksel bir rahatsızlığı olmadığını söyleyebilirim.
Sonuçta bebeğiniz sadece yavaş.
Yavaş?
Nasıl yani doktor, bu ne demek?
Yavaştı
Mustafa ama onundu, hep yanındaydı. Rahmine düştüğünü öğrendiğinde nasıl da
kahrolmuştu oysa. Onu bırakıp giden adamın arkasında bıraktığına lanetler
okumuştu. Büyümesin istemişti karnı. Zaman dursun, hiç doğmasın. Bu isteğini
anlamış, yavaşlamıştı belki oğlan da kimbilir.
Bir
sigara daha yaktı. Öldürecek bu zehir beni, ben onu bırakamadan. Dumana takıldı
gözleri. Sevişmeleri geldi aklına. Kemal`in elleri. Uzun süredir hiçbir el
dokunmamıştı bedenine. Kimse bunca güzel, bunca uzun okşamamıştı onu.
Kadınlığını sevdirmemişti ona. Sevişmelerinden sonra hep böyle seyrederdi
sigaranın dumanını da.
Özel
okullar varmış demişti Kemal. Diyeceğim, Mustafa gibi olanlar için. Yani
gerizekalıların gittiği. Anlıyorum seni, oğlundur ama sürekli bizimle olamaz ki.
Ayak bağı olur. Ben özgürlüğüme düşkünüm bilirsin…
Gerizekalı
değil benim Mustafam, sadece yavaş diyememişti ona. Neden bu kadar zayıftı
sanki erkeklere karşı. Uzun süredir ilk kez yaşadığı mutluluk hayatından
gitmesin istemişti. Sevdiği adam yanında kalsın.
Bitmesin.
Terk edilmesin.
Hayat
hep zor mu olacak, hep zor seçimler yapmak zorunda mı kalacaktı? Yetmez mi
artık bu kadar çile. Ne zaman sevileceğim ben, ne vakit yaşayacağım kadınlığımı?
Mustafa`ya
takıldı gözleri. Oğlan usulcacık karşı divanda uyuyor. Kolları açıkta,
sarkmıştı elleri. Mustafa`nın elleri. Büyük elleri vardı. Yüreği kadar büyük.
Aklıyla orantısız, sevgisi kadar kocaman.
Aklı
kıt yavrucağın sınırsız sevgisi düştü aklına. Bir de yüreğine sevgi koymayı
unutan Kemal. Keşke bir de yürek hastahanesi olsa dedi,
aklı değil de sevgisi yavaş olanları içine kapatacakları. Okkalı bir küfür daha
savurdu hayata ve tanıdığı tüm adamlara.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder