6 Mart 2014 Perşembe

KIRIK

KIRIK

Yavaştır hayatın anlamı…   Oruç ARUOBA

Derin bir nefes daha çekti sigarasından. Bırakmalı bunu. Genç yaşımda yaşlandırıyor beni. Cildimi, sesimi, dişlerimi… Beni yaşlandıran sigara olsa kolay. Atarsın paketi gidiverir hayatından. Ama dertler öyle mi ya. Gitmesini istediğin başına bela oluyor da kalsın dediğin gidiveriyor… Okkalı bir küfür savurdu Kemal`in adı altında tanıdığı tüm erkeklere.

Ellerine takıldı gözleri. İşaret parmağının kırık tırnağına. O gün de böyle ellerine kilitlenmişti bakışları. Elleri yaralı bir kuş gibi. Hani uçmak istiyor da çırpınamıyor bile acıdan. Ölüm fermanını bekler gibi bekliyordu doktorun karşısında. Yavaş yavaş konuşuyordu doktor. Bütün testler  yapıldı. Elde ettiğimiz sonuçları değerlendirecek olursak fiziksel bir rahatsızlığı olmadığını söyleyebilirim. Sonuçta bebeğiniz sadece yavaş.
Yavaş? Nasıl yani doktor, bu ne demek?

Yavaştı Mustafa ama onundu, hep yanındaydı. Rahmine düştüğünü öğrendiğinde nasıl da kahrolmuştu oysa. Onu bırakıp giden adamın arkasında bıraktığına lanetler okumuştu. Büyümesin istemişti karnı. Zaman dursun, hiç doğmasın. Bu isteğini anlamış, yavaşlamıştı belki oğlan da kimbilir.
Bir sigara daha yaktı. Öldürecek bu zehir beni, ben onu bırakamadan. Dumana takıldı gözleri. Sevişmeleri geldi aklına. Kemal`in elleri. Uzun süredir hiçbir el dokunmamıştı bedenine. Kimse bunca güzel, bunca uzun okşamamıştı onu. Kadınlığını sevdirmemişti ona. Sevişmelerinden sonra hep böyle seyrederdi sigaranın dumanını da.
Özel okullar varmış demişti Kemal. Diyeceğim, Mustafa gibi olanlar için. Yani gerizekalıların gittiği. Anlıyorum seni, oğlundur ama sürekli bizimle olamaz ki. Ayak bağı olur. Ben özgürlüğüme düşkünüm bilirsin…
Gerizekalı değil benim Mustafam, sadece yavaş diyememişti ona. Neden bu kadar zayıftı sanki erkeklere karşı. Uzun süredir ilk kez yaşadığı mutluluk hayatından gitmesin istemişti. Sevdiği adam yanında kalsın.
Bitmesin. Terk edilmesin.
Hayat hep zor mu olacak, hep zor seçimler yapmak zorunda mı kalacaktı? Yetmez mi artık bu kadar çile. Ne zaman sevileceğim ben, ne vakit yaşayacağım kadınlığımı?

Mustafa`ya takıldı gözleri. Oğlan usulcacık karşı divanda uyuyor. Kolları açıkta, sarkmıştı elleri. Mustafa`nın elleri. Büyük elleri vardı. Yüreği kadar büyük. Aklıyla orantısız, sevgisi kadar kocaman.

Aklı kıt yavrucağın sınırsız sevgisi düştü aklına. Bir de yüreğine sevgi koymayı unutan  Kemal.  Keşke bir de yürek hastahanesi olsa dedi, aklı değil de sevgisi yavaş olanları içine kapatacakları. Okkalı bir küfür daha savurdu hayata ve tanıdığı tüm adamlara.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder